TEL 312-3903013

ÇORUM DEDESLİ OVASI BİZİM KÖYLER YARDIMLAŞMA VE KÜLTÜR DERNEĞİ/ANK.

Admin meil=garip@dedeslider.com
DEDESLİDER
DEDESLİDER
ÜYE VE YÖNETİM
ARAŞTIRMA
AŞİRETİMİZİNDE BAĞLI OLDUĞU SAH İBRAHİM OCAĞI HAKKINDA HAMZA AKSÜT TARAFINDAN HAZIRLANAN SUNU >>>DEVAMI>
TARİH
YIL YIL ÇORUM TARİHİ>>>DEVAMI>
ANKET

 

 

 

 

Dedesli Aşireti hakkında ilk araştırmayı yapan kişi Neşet KÖSEOĞLU'DUR. Neşet Köseoğlu dedesli aşireti hakkındaki bu araştırmasını 1943 yılında Çorumlu Dergisinde yayınlamıştır. Çorum Hitit festivali dolayısıyla "Türk Kültür Tarihi İçerisinde Çorum" sempozyumunda tebliğ olarak 1991 yılında sunan Prof. Dr. Abdullah GÜNDOĞDU geniş bir araştırma yapmıştır. Bu araştırma Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisinde Ocak 1992 tarihinde yayınlaşmıştır. Sayın Prof.Dr. Abdullah GÜNDOĞDU'nun Araştırmasını aşağıda veriyoruz.

 

ÇORUMDA BİR TÜRK AŞİRETİ: DEDESLİ

Türkiye tarihi üzerine yapılan araştırmalar içerisinde, Çorum bölgesini esas alan araş-tırmalarda bir canlanma göze çarpmaktadır.Bu, şüphesiz Çorum bölgesinin kendine öz-gü tarihi gelişimi ve konumu ile yakından ilgilidir. Çeşitli açılardan yapılacak Türkiye ta-rihi araştırmalarında Çorum bölgesinin en azından, geniş bir bölge için, kilit bir nokta o-luşturduğunu söyleyebiliriz. Tabiki bu bölgede bulunan aşiretler ise bu kilitin şifreleri ko-numundadırlar. İşte bizim yazımızın konusunu, bugünkü Çorum Vilayeti'nin sosyal, etnik ve kültürel dokusunun şekillenmesinde önemli bir rol oynamış 'Dedesli aşireti' oluşturmaktadır.

Bu Türk aşireti ile ilgili ilk araştırma, Çorumlu Dergisi'ndeki değerli araştırmalarından tanıdığımız Neşet Köseoğlu'na aittir. Köseoğlu bu araştırmasında, Çorum bölgesinde yerleşik hayata geçen aşiretler içerisinde, en geniş sahaya yerleşen bir aşiret olarak ifade ettiği Dedesli aşiretinin yirmiden fazla köy kurmuş olduğunu da kaydetmektedir.

Çorum kırsal nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturan Dedesli, kaynaklarda Maraş Türkmenlerinden olan, "Gündeşli" oymağına bağlı bir cemaat olarak tanımlanmaktadır. Oğuz an'anesine göre ise Gündeşli Türkmenlerini, 24 Oğuz boyundan 'Eymir' ile ilişkili görmekteyiz. Anadolu'nun çeşitli yerlerine yayılmış olan ve Maraş-Dulkadırlı arasında büyük bir oymak teşekkülü olarak karşımıza çıkan Eymir oymağının, 1625 yıllarında 48 obadan meydana geldiği görülmektedir. Gündeşli'nin de aralarında bulunduğu bu oba-lardan büyük bir kısmının, kışlaklarda hayvancılık yanı sıra çiftçilik yaptığı ve hatta bunlar-dan bazılarının çeltik dahi ektikleri anlaşılıyor. Ayrıca bu Maraş Eymirleri'nin bir kolu Bozok sahasında Gündeşliden bir kol ile birlikte 'Kara-Yuvacılı" oymağını meydana getirmekteydi. Yine bir Gündeşli boyu, XVI. yüzyılda Haleb Türkmenleri içerisinde bir oymak olarak bulunuyordu. Haleb Türkmenleri ve Yeni-Ilhaslarına tabi bulunan oymaklar, yazın Arabgir, Canik, Divriği, Bozok, Çorum, Amasya ve Sivas sancaklarında yaylayıp, kışın Halep ve Şam taraflarında konup göçerek kışlarlardı Çukurova bölgesinde ise Gündeşli Oymağı Dulkadırlı oymakları içerisinde yer alıyordu. Ayrıca 1691 yılında Orta Anadolu'ya gelmiş olan Boz-Ulus içerisinde üçüncü bir kol olarak Afyon ve Kütahya sancaklarında yaşayan bir başka Gündeşli Oymağına da rastlıyoruz.

Kaynaklarda "konar-göçer Türkman yörüganı taifesinden" şeklinde ifade edilen bu Türk aşireti, yine kaynaklarda "dedesi, dedeşlü, dedesli, dede sülü" şekillerinde, Dedesli'nin bağlı olduğu boy ise "gündaş, gündaşlı, gündeş, gündeşli vb." şekillerde imla olunmak-tadır.

Hayat tarzları yönünden aynı karaktere sahip olan konar-göçer topluluklar, yapı itibariyle bir takım farklılıklar göstermektedir. Aşiretler üzerine en kapsamlı çalışmalardan birini yapan Cengiz Orhonlu bu toplulukları şu şekilde tasnif etmektedir.

1- Bir boydan ibaret olup, müstakil bir teşekkül halinde bulunanlar, 2- Bir boydan ayrılmış ve zamanla çoğalarak sayılan dörtten daha fazla olan oymaklar topluluğudur. Daha yaygın olarak gördüğümüz bu tür teşekküller genellikle reislerinin ismiyle adlandırılırlar. Dedesli aşireti de bu gruba dahil olup reisleri olan 'Dede Sülü'ye izafeten bu şekilde adlandırılmışlardır. Hacı Abdurrahman, Hüseyin Hacılu, Hacı Hamzalu gibi aşiret ve cemaatler de bu gruba örnek olarak verilebilir. 3- Federasyon şekli gösteren teşekküller, bunlar ana kuruluşlardan ayrılmış olan çeşitli oymakların bir araya gelmesinden meydana gelmişlerdir.

Güçlü ve merkezi bir devlet yapısına sahip olan Osmanlı Devleti'nde iktisadi hayat büyük ölçüde tarıma dayanması sebebiyle konar-göçer grupların toprağa bağlanıp düzenli tahrir sistemiyle vergilendirilmesi, her zaman devletin gözettiği bir politika olmuştur. Osmanlı devleti, kuruluş, genişleme, duraklama ve gerileme dönemlerinde, siyasi, ekonomik ve toplumsal şartların değişimine bağlı olarak, iskan siyasetinde de bir takım değişiklikler yapmak zorunda kalmıştır. Devlet, kuruluş devrinde, konar-göçer Türk aşiretlerini yeni fethedilen yerlerin Türkleşmesinde, yerleşik ahaliye nazaran dinamik toplumsal yapılan sebebiyle, onları tercih eden bir iskan siyaseti takip etmiştir. Bu dışa dönük iskan siyasetinin yerini, devletin gücünü kaybetmesi, yayılmanın durması ve ardından toprak kayıplarının başlaması üzerine içe dönük bir iskan politikası almıştır. İşte Dedesli aşireti, XVll ve XVIII. yüzyıllarda karşımıza çıkan bu içe dönük iskan siyasetinin bir neticesi olarak Çorum bölgesinde yerleşmiştir. Bu dönemde Anadolu ve Rumeli'nde Dedesli gibi pek çok aşiret ve cemaat yerleşik hayata geçmişlerdir.

Uzun savaş yıllarının ve bunun sonucunda meydana gelen iktisadi darlığın getirdiği baskı üzerine toplumsal dengeler bozulmuş ve bu sebeple topraklarını terk etmiş başıboş insanlarla, kanunen kendilerine ayrılmış olan yaylak ve kışlak bölgelerinin yetersizliği yüzünden yerini terk etmiş oymaklar, Anadolu ve Kuzey Suriye'de binlerce meskun yerin harap olmasına sebep olmuşlardı. Tarımsal bir ekonomik yapıya sahip olan Osmanlı devleti için, tabi olarak iskân politikası, boş ve harap yerlerin şenlendirilmesi ve tarıma açılması şeklinde olacaktır. Bunun yanı sıra XVIII. yüzyılın sonlana doğru kaybedilen topraklardan kaçan ahalinin iskânı meselesi de ayn bir gaile olarak devleti meşgul etmiştir. Yerleşik ahaliyi korumak maksadıyla konar-göçer gruplar üzerindeki devlet baskısı da konar-göçerlerin kendiliğinden yerleşmelerini sağlamıştır. Ayrıca yerleşik ahali üzerinde büyük bir baskı unsuru olan konar-göçerlerin şekavetlerinin ortadan kaldırılması için sürgün şeklinde iskân yoluna da gidilmekteydi. Şekavet hareketlerine karşı yolların emniyetini sağlamak amacı ile derbent tesisleri yeniden imar edilerek çevreleri bir iskan mahalli olarak kullanılmıştır.

Devletin konar-göçerlerin iskânı için gayret göstermesi yanında konar-göçerlerin kendiliğinden yerleştiklerinden de bahsetmiştik. Ancak bu kendiliğinden yerleşme aşiretlerin kendi anlayışlarına göre anlaşılıp uygulanmakta idi. Dedesli oymağının bu şekilde gerçekleşen bir iskânında, Demir-hisarı kazasına tabi bazı köylerde 1688 kış zamanı zorla halkı evlerinden çıkarıp kendileri yerleşmişlerdir. O bölgede Dedesli oymağından mutazarrır olan köylülerin şikayeti üzerine verilen hüküm ise 16 Mayıs 1692 tarihini taşımakta idi. Yine aralarında Dede Sülü cemaatinin de bulunduğu Cihanbeylü, Şeyh Hasanlı cemaatleri eskiden oturmakta oldukları yerleri terk ederek, Çemişgezek, Pertek ve Sağman kazalarına tabi köylere girmişler, ahalisini sürüp kendileri yerleşmişlerdir. Bunun üzerine Çemişgezek Kadısı Mevlana Mehmed tarafından bir arzla İstanbul'a şikayet edilmişler ve bu sebeple 1705 yılında, Erzurum ve Sivas valileri ile Palu, Kığı, Çemişgezek beylerine gönderilen bir fermanla, Cihanbeyli aşiretinin Rakka'ya iskanına, Dede Sülü ve Şeyh Hasanlu cemaatlerinin ise, eskiden sakin oldukları mahallere yerleştirilmeleri emredilmiştir.

1714 yılında, içlerinden çıkan eşkıyanın hakkından gelinmediği, iskandan kaçanların korundukları gerekçesiyle Bozok'da sakin Selmanlu cemaatinin cemaat vergisine 2.500 kuruş, Dedesli cemaatine ise 1.000 kuruş zam yapılmıştı. Yine aynı sancakta bulunan Mamalu, Geyikli, Çokşurutlu ve Ayu-Basanlu cemaatleriyle birlikte, içlerinde olan eşkiya ve iskan kaçkınlarının aralarından ihraç edilerek, kendilerinin Yeni-il hassı kalemine kayd ve ilhak olunmaları emredilmiştir. Bu hususta Adana Beylerbeyi bulunan Anadolu müfettişi El-hac Ahmed Paşa'ya 1714 de bir emr-i şerif gönderilmiştir. Yine aynı tarihlerde Tokad Voyvodalığı'na bağlı Bozok sancağında sakin adı geçen cemaatlerin Anadolu'da boş ve harap yerlerde uygun mahallere yerleştirilmeleri hususunda harekete geçilmiş ve 1714 tarihinde gönderilen bir emirde iskanlarının yapılması için gerekli iznin verildiği bildirilmiştir. Ancak buna rağmen adı geçen cemaatlerin yerleştirilmeleri, kademeli olarak uzun bir süre içerisinde gerçekleştirilebilmiştir.

Konar-göçerlerin iskanı esnasında görevlilerin bir takım uygunsuz davranışları da vuku bulmaktaydı . Bu hususta Anadolu Valisine yazılan bir hükümle, Yeni-il Voyvodalığı'na bağlı Gündeşli cemaatinin rüsumatlarını ödemede bir muhalefetleri yok iken, karyelerine birer bayrak gönderilerek taş evler bina ediniz veyahut bize şu kadar akçe veriniz aksi takdirde sizi Rakka'ya süreriz diye tehdit edildiklerinin şikayetlerinden bahsedilerek bunun önlenmesi istenmiştir. Bu hüküm 1720 tarihini taşımaktaydı.

Ayrıca 1726 da Maraş'ta sakin Dedeşlü ve Selmanlu cemaatleri mukataasının yıllık 1855,5 kuruş ve cemaat kethüdasının El-Hac Hasan Ağa olduğunu biliyoruz. Adı geçen cemaatlerle birlikte Kabaklar, Kıllalar ve Eshab-ı Kehf reayaları ve sair parekende cemaatlerin konup göçtükleri yerlerde fakir halka zarar verdikleri bildirilmekte bunun önlenmesi için Haleb taraflarında evler inşa ettirilerek yerleştirilmelerine ilişkin Haleb, Ayintab Valilerine ve Maraş mütesellimine ve Rişvan Voyvodasına bir hüküm gönderilmiştir.

Sivas Eyaleti'nde Kangal ile Hasan Çelebi arasında yol üzerinde olup, tüccar ve ahalinin emniyetinin sağlanmasında çok önemli bir mevkide bulunan Alacahan'ın yeniden imar olunarak şenlendirilmesi için kafi miktarda cemaatin yerleştirilmesi yolunda çalışmalar yapılmıştır. Bu bölge bu sebeple bir iskân sahası olmuş ve pek çok cemaat bu bölgede iskan edilmiştir. 1729 yılında hanın nizam ve imarının sağlanması için Maraş Türkmenleri'ne mensup, Gündeşlü taifesinden Dedeşlü ve Selmanlu cemaatleri kendi rızalarıyla nakledilerek bu bölgede yerleştirilmişlerdir. Bu cemaatlerin iskanı bozmamaları için ahalilerine ellişer bin nezr tayin edilmiştir. Buna rağmen Dedeşlü ve Selmanlu cemaatlerinin malikane mutasarrıfı olan El-Hac Hasan'ın iltimas ve kefaletiyle 1734 yılında iskandan avf edilmişlerdir. Bu cemaatlerin bu bölgedeki iskanı bozmalarındaki sebep, Döğerli eşkıyasının handan gelip giden yolcuların mallarına garet ve zikrolunan cemaatlerin malik oldukları hayvanları gasb etmeleridir. Fakat bu durum 15 saatlik bir alanı kaplayan hanın güvenliğini bozmuştur.

Alacahan iskânından avf olunmasından sonra muhtemelen adı geçen cemaatlerin bir süre gezip bir kısmı Anadolu içlerine dağılmış olduklarını büyük bir kısmının da Çorum'un kuzeyinde bulunan Kızılırmak nehrinin güney ve kuzey kıyılarında yerleştiklerini söyle-yebiliriz. Bu yerleşme aşiretin son yerleşmesi olup, o tarihten sonra bir daha iskanı bozmamışlardır. Bu verimli topraklarda hayvancılıkla birlikte ziraat de yapan aşiretin Çorum bölgesindeki durumlarını ancak sicillerden takip edebilmekteyiz.

XIX. yüzyılda, Dedesli'nin aşiret yapısını muhafaza etmekle birlikte tamamen yerleşmiş olduklarını görüyoruz. Dedesli'nin yanı sıra XIX. yüzyılın başlarında, aşiret yapısını muhafaza eden ve konar-göçerlikten yerleşik hayata henüz geçmiş, Çorum bölgesinde, sicillerden ve diğer kayıtlardan tespit edebildiğimiz kadarıyla, Kuyumcu, Cihanbeyli, Çakallı, Lek, Arab, Çeçelü, Hatal, Kutuculu, Anamaslı, Çorum Ekradı, Çapan Yöriigânı, Ballı Yörügânı, İnallı, Selmanlı, Badıllı ve Mamalu gibi aşiretler bulunmaktaydı. Bu aşiret ve cemaatlerin pekazı dışında Maraş ve Dulkadırlı sahasının Türkmenleri olması, bu cemaatlerin zaten yaylak olarak bildikleri Çorum Bölgesine azçok birbirlerini takip ederek gelip yerleştikleri düşüncesini uyandırmaktadır. Çorum Bölgesi'nde bulunan bu aşiretler içerisinde en kalabalık olan Dedesli aşireti idi. Bir numaralı Çorum Sicili'nde kaydettiğimiz bir kayıtta, hicri "1255 senesinden Ankara Eyaleti Müşiri esbak İzzet Paşa'nın yine Müşir-i esbak Davut Paşa'ya devr eylediği bakaya ile 1261 senesinden irade-i seniyye ile matlub olunan karantina masarifatı fazlasından olarak nefs-i Çorum ve havi olduğu kurra ve aşairâtın hisselerine isabet eden mebaliğin" miktarını gösterir cetvele göre, Dedesli aşireti hissesine 2475 kuruş isabet etmiştir. Dedesli'den sonra en fazla vergi, 1.683,5 kuruş ile Kuyumcu aşiretine isabet etmiştir. Buradan bölgedeki aşiretler içerisinde Dedesli'den sonra en kalabalık aşiretin Kuyumcu aşiretinin olduğunu söyleyebiliriz.

İki Numaralı Çorum Şer'iye Sicili'nde Dedesli aşireti ile ilgili çok önemli bir kayıt bulunmaktadır. Ekte de verdiğimiz bu belge, 1272 (1856) tarihinde Dedesli aşireti ahalilerinin, 'ser-muhtarları' Osman Bey'i dava etmeleri üzerine kaydedilmiştir. Aşiret ahalisi, ser-muhtarın zimmetinde beş yıllık muhasebeleri olduğu iddiasıyla mahkemeye başvurmuşlar ve bu sebeple muhasebeleri kontrol edilmiş, neticede ser-muhtar suçlu bulunarak azledilmiştir. Bunun üzerine aşiretin toplam vergisi ve her köyün hissesine düşen miktar ile köylerin hane sayılarını gösterir bir liste hazırlanmıştır. Aşiret ile ilgili en kapsamlı bilgiyi ihtiva eden bu belgeye göre Dedesli aşireti dokuz muhtarlıktan oluşan bir ser-muhtarlık ile yönetilmekteydi. 26 adet köy isminin zikredildiği bu belge Hicri 1270 (1854) tarihini taşımaktadır. Toplam hane sayısı 308 olan aşiretin toplam vergisi ise 30.324 kuruş idi. Bu dönemde, sicillerdeki tereke kayıtlan üzerine yaptığımız araştırmalardan, Çorum'da hanenin 5,6 kişiden oluştuğunu dikkate alarak bir hesaplama yaptığımızda aşiretin bu dönemde 1.700-2000 arasında bir nüfusa sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bu dönemde aşiretin sahip olduğu köylerin listesi şöyleydi:

  • 1-Karakeçili
  • 2- Güvanlı
  • 3-Akdam
  • 4- Çirkatli
  • 5-Kızılkır
  • 6- Suretli
  • 7-Çeltek
  • 8-Akviran
  • 9- Ferhadlı
  • 10- Dutpınar Karyesi
  • 11-Bozdepe
  • 12- Hacıbey Karyesi
  • 13- Hasandeğin
  • 14- İnalözü-Turanlı
  • 15- Aşılıarmud
  • 16- Kızağılı Karyesi
  • 17- Turanlı Karyesi
  • 18- Hacıahmed Karyesi
  • 19- Dere Karyesi
  • 20- Sülüklü Karyesi
  • 21-Hızırh
  • 22- Kılınçdere
  • 23- Kertme Karyesi
  • 24- İğdeli
  • 25- Eskiviran
  • 26- Yeniviran

Bu köylerden en büyüğü ise 26 hane ile Hasandeğin köyü idi. Yine bu köylerden Akviran, Güvanlı gibi bazıları 2 veya 4 haneden ibaret birer çiftlik konumunda idi. Aynı İki Numaralı Sicil'de bir başka belgede(ek 2) "Çorum Kazası'na müzafe Dedesli aşiretinden Kertme karyesi sakinlerinden iken bundan beş gün mukaddem vefat eden Mehmed bin Halil bin Abdullah'ın..." terekesi kaydedilmiştir. Sıradan bir aşiret mensubunun sahip olduğu bütün mal varlığını gösteren bu tereke kaydı, aşiretin günlük yaşantısı, hayat tarzı ve iktisadi durumu üzerine önemli bilgiler vermektedir. Ekte sunduğumuz bu belgeden aşiret mensuplarının hayvancılık ve tarım üzerine kurulu bir iktisadi yaşantıları olduğunu anlıyoruz. Aşiretin deve, camus, karasığır, merkeb v.b. büyük baş hayvanlar yanı sıra koyun, keçi gibi küçük baş hayvanlar da yetiştirmiş olduklarını görmekteyiz. Üç oğlu üç kızı olan bu tereke sahibi buğday ve arpa ekmekte ve ayrıca artık yerleşik hayatın kökleşmesini gösteren bağcılıkla da uğraşmaktadır. Buna rağmen terekesi içerisinde 150 kuruş değerinde bir çadırın varlığı da konar-göçer izlerin hâlâ canlı olduğunu göstermektedir. Toplam mal varlığı 10.450 kuruş olan tereke sahibinin bu mal varlığıyla, Çorum bölgesi üzerine bu dönem için yaptığımız araştırmaya göre hayli varlıklı görülmektedir. Bu dönemde şehirde yaşayan bir tereke sahibinin ortalama mal varlığını 8.041, köyde ise 5.149 guruş civarında hesapladığımızı kaydedersek durum daha iyi anlaşılacaktır.

Yine aynı defterde hicri 1272 senesine mahsuben icra olunacak, kur'ayla askere alma usulüne göre yapılacak taksimata ilişkin kaydedilmiş bir belgeye göre Dedesli aşiretiyle birlikte, Cihanbeyli, Kuyumcu, Lek aşiretleri hissesine 26 nefer asker isabet etmiştir. Aynı dönemde Çorum Kazası'na 112, İskilip Kazası hissesine 100, Osmancık Kazası hissesine ise 48 nefer düşmüş olduğunu görüyoruz. Konar-göçerlerin iskanı, her ne kadar, merkezi bir devlet için üretimin artması, düzenli vergi gelirleri, ziraatın canlanması, güvenliğin sağlanması v.b. gibi olumlu neticeler ifade etse de aşiretler için ise bu, hürriyetlerine müdahale, obalarının yıkılması ve geleneklerinin zaafa uğraması olarak algılanmakta ve bu yüzden iskan hareketlerine karşı muhafazakarca tepkiler göstermekteydiler. Bu tepkiler Halk Edebiyatımızda 'aşiret' veya 'iskan' şiiri denen bir türün doğmasına sebep olmuştur. "İskan" veya "Aşiret' şairi" denilen sanatkârlar ise hep bu aşiretler arasında yetişmişlerdir, işte iskanlarda adı sıkça geçen Dedesli aşiretinin bağlı olduğu Gündeşli boyundan ve bizzat o isimle anılan "Gündeşlioğlu" isimli halk şairi, Dadaloğlu, El-Beğlioğlu gibi bir aşiret şairidir. İskanlann yoğun olarak gerçekleştiği XVIII. yüzyılın başında yaşamış olan Gündeşlioğlu'nun yazımızın sonuna aldığımız bir şiiri bize iskanın konargöçerlerce nasıl algılandığını göstermesi açısından ilginçtir. İskanın kendilerine ne ifade etmekte olduğunu lirik bir şekilde anlatan bu şiir ayrıca konumuz olan Dedesli aşiretinin de konuştuğu Türkçe hakkında bir fikir vermektedir.

Şiir şöyledir:

 
  • Sürü sürü sürülerim varidi
  • Sürünün vardığı çaylar kururdu
  • Katerde mayalarım yörürdü
  • Şimdi at gölüğüm eşek oluktur.
  • Sürü sürü sürülere katardım
  • Top top eder yozların satardım
  • Otuzaltı direk çadır dutardım
  • Şimdi kölgeliğim kaşak oluktur.
  • Erbişim halıya yaslanmaz iken
  • Kus tüyü döşeğe döşenmez iken
  • Trabulus kuşağı kuşanmaz iken
  • Kıl ip bellerime kuşak oluktur.
  • Tepe tepe harmanlarım savrulur
  • Namlı namlı buğdaylarım devrilir
  • Adım Gündeşlioğlu deyi çağrılır
  • Şimdi topladığım başak oluktur.

EK :1

Bin iki Yüz Yetmiş senesi Muharremii'l-harâm evâ'ilinde Çorum Kazasına tâbi 'Dedesli' aşîreti ahâlîleri bâyeserhum meclis-i şer'-i şerîfde hâzurûn oldukları hâlde 'aşîret-i merkûmenin sermuhtân Osman Bey'den Altmış Dokuz senesi nihayetine değin beş senelik muhasebemiz vardır ve muhasebemizi rii'yet idüğü deyii iltimaslarına mîr-i merkum Osman Bey meclis-i şer'-i şerîfe ihzar olunarak yegân-ı muhasebeleri rii'yet olundukda sene-yi merkûmelerde hayliice zimmet-i mîriyyesi zuhur itmiş olduğundan merkumun 'azl ve tebdîliyle min-ba'ad muhtarlık nâmının dahî lağviyle 'aşîret-i merkûmenin asl-i virgü-yi mukarrereleri olan otuz bin iki yüz seksen gurûs hâne ve nüfûs i'tibânyle mebâliğ-i mezbûre miyânelerinde bi't-tevzî' zîrde muharrer dokuz muhtarların hisselerine 'â'id olan mebâlig ve karyelerin defteridir ki, ber-vech-i âtî zikr ve beyân olunur.

 

Hane

  1. Karakeçili,
  2. Güvânlı,
  3. Akdâm,
  4. Çirkatli
  5. Kızılkır
  • 6
  • 4
  • 13
  • 5
  • 7
  • Yekûn: 35
  • Virgü -yi mukarresi: 3758 gurûş

 

Hane

  1. Şuretli
  2. Çeltek
  3. Akviran,
  4. Ferhâdli
  • 17
  • 7
  • 2
  • 13
  • Yekûn: 39
  • Virgü-yi mukarresi: 5572,5 gurûş

 

Hâne

  1. Dutpnâr Karyesi
  2. Boztepe
  • 18
  • 8
  • Yekûn:26
  • Bu dahî : 4358 gurûş

 

Hâne

  1. İnâlözü Turanlı,
  2. Aşıharmud
  • 18
  • 17
  • Yekûn: 35
  • Bu dahî : 3283 gurûş

 

Hâne

  1. Kızağılı Karyesi
  2. Turanlı karyesi
  3. Hacı Ahmed karyesi
  • 19
  • 6
  • 6
  • Yekûn:31
  • Bu dahî : 3057 gurûş

 

Hâne

  1. Dere Karyesi
  2. Sülüklü
  3. Hızırh
  4. Kılnçdere,
  • 12
  • 4
  • 7
  • 13
  • Yekûn:36
  • Bu dahî: 3681,5 gurûş

 

Hâne

  1. Kertme Karyesi
  • 22

Bu dahî : 1833 gurûş

 

Hâne

  1. İğdeli
  2. Eskivir ân
  3. Yenivirân
  • 14
  • 11
  • 12
  • Yekûn: 37
  • Bu dahî: 2931 gurûş

EK :2

Bâdi-yi tescil (-i Şer'î) oldurki:

Bâdi-yi defter-i kassam oldur ki:

Çorum Kazâsı'na müzâfe Dedesli "aşiretinden Kertme karyesi sakinlerinden iken bundan beş gün mukkaddem vefat iden Mehmed bin Halil bin Abdullan'ın veraseti zevce-yi menkûhe-yi metrûkesi Hasene bint-i Süleyman nâm hâtûn ile sulbî kebir oğlu Hüseyîn ve sulbî sagîr oğullan diğer Hüseyin ve Halil ve sulbiyye kebîre kızları Zelîha ve Senem ve sulbiyye sagîre kızı Fatma'ya münhasıra olduğu 'inde'ş-şer' zahir ve nümâyân oldukdan sonra vereseyi mezbûreler inin taleb ve ma'rifetleriyle ve ma'rifet-i şer'letahrîr ve bi'1-farîzatü'ş-şer'iyye tevzi" ve taksîm olunan muhallefât-i müteveffâ-yı mezbûrdur ki, bervech-i âtî zikr olunur. Fî'1-yevmi'l- Hâmis ve'l-'İşrîn minşehr-i Cemâziye'1-âhir sene Semân ve Seb'în ve Mi'eteyn ve Elf.

 

Kıymet (guruş)

  1. Karye-yi mezbûrede kâ'in dâm mülk-i menzil:
  2. Evânî-yi nühâs, kıyye 30,
  3. Yatak, kat 5.
  4. Müsta'mel kilim, 4,
  5. Bozlak Çul, 2,
  6. Deve çuvalı, çift 4,
  7. Diğer çuvalı, aded 2,
  8. Bel, 1, balta, 1,
  9. Orak, 1,
  10. Çift demiri, 2,
  11. Dükkân tahtası,2,
  12. 'Araba ma'a takım, 2,
  13. Bağ der-mevzî-yı Dut karyesi
  14. Çadır, 1,
  15. Hmta,kilel5,fî80,
  16. Şa'ir, kile 10,
  17. Koşu câmûsu, ç ift 1,
  18. Kara sığır öküsü, çift 1,
  19. Câmûs ineği ma'a balak, re's 1,
  20. Karasığır ineği re's 8,
  21. Dana, re's 20,
  22. Koyun, re's 4.
  23. Kara keçi, re's 8,
  24. Toklu, re's 10,
  25. Oğlak, re's 5,
  26. Merkeb, re's 2,
  27. Deve, orta ve yük, re's 4,
  28. Hurdevât-ı menzil,
  • 200
  • 450
  • 250
  • 350
  • 80
  • 80
  • 30
  • 20
  • 10
  • 20
  • 20
  • 100
  • 600
  • 150
  • 1200
  • 330
  • 800
  • 400
  • 300
  • 800
  • 80
  • 600
  • 140
  • 150
  • 50
  • 200
  • 3000
  • 50

Yekûnü'1-eşyâ: 10450

Minhâ el-ih râcat:
Techîz-i tekfin:
Mehr-i mü'eccel li-zevceti'1-mezbûre:
Resm-i kısmet:
Dellâliyye:
Kaydiyye:
Yekûnü'l-ihrâcât:
Sahhü'1-bâkî


Hisse-yi li-zevceti'1-mezbûre:
Hissetü'l-ibni'l-mezbûr Hüseyin:
Hissetü'l-ibni'l-mezbûr diğer Hüseyin:
Hissetü'l-ibni'l-mezbûr Halil:

 

100
100
256
105
15
576
9874


1234
1920
1920
1920

 
 
ÜYE OLUNUZ
 

 

RADYO

İZİNDEYİZ

 

VEFAT EDEN ÜYELERİMİZ

 

dedeslider.com